Burhanettin Duran, mezuniyet töreninde Türkiye’nin küresel rolüne ve mezunlara verilen emanetlere dikkat çekti

Burhanettin Duran, İbn Haldun Üniversitesi’nin Başakşehir Külliyesi’nde düzenlenen 8. Mezuniyet Töreni’nde, Türkiye’nin kendi yaklaşımını üreten bir ülke haline geldiğini ve mezunlara bu çerçevede önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi.

Duran, konuşmasında üniversitenin kısa sürede kurumsallaştığını vurgularken, mezunların müreffeh ve güçlü bir Türkiye için çalışacağını ifade etti. Ayrıca bilginin yalnızca birikim değil, hakikate ve insan onuruna bağlı bir duruş anlamı taşıması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin modernleşme tecrübesine ve küresel düzene dair değerlendirme

Duran, bir süre öğretim üyeliği yaptığı üniversitede konuşmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Bir asır önce yapılacak bir konuşmanın bugünkünden farklı çerçevede olacağını söyleyerek, Türkiye’nin tarihsel dönüşümüne işaret etti.

1990’ların başında mezun olduğunu hatırlatan Duran, o dönemde Türkiye’nin siyasi ve ekonomik kriz içinde bulunduğunu, dünyanın ise Soğuk Savaş’ın yeni bittiği bir evreyi yaşadığını anlattı. Son 25 yılda ise ülkenin istikrar ve güvenlik oluşturma noktasına geldiğini, dünyaya söz söyleme bakımından yeni bir aşamaya geçtiğini ifade etti.

Duran, dünyadaki dönüşümü de değerlendirerek çok kutuplu bir yapıya gidildiğini söyledi. Türkiye’nin bu tabloda çatışmaları durdurmaya çalışan, işbirliğini öne çıkaran ve uluslararası sistemin sorunlarına çare üreten bir aktör olarak konumlandığını dile getirdi.

Mezunlara hatırlatılan sorumluluklar

Konuşmasında İbn Haldun’un 14. yüzyıldan bugüne ufuk gösteren bir isim olduğunu söyleyen Duran, mezunlar için beş emanet sıraladı. Bu emanetleri hakikate sadakat, insana merhamet, çalışmada sebat ve mesuliyet şuuru, estetik ve kültür bilinci, geçmişe vefa ve geleceğe inanç olarak aktardı.

“Eğer buradaki konuşmayı ben bir yüzyıl önce yapıyor olsaydım, muhtemelen insanlığın birikiminin Batı medeniyetinin inhisarında olduğunu ve bütün insanların Batı medeniyetinin çizdiği modernlik yolunu takip etmesi gerektiği üzerine konuşuyor olurdum. Türkiye’nin modernleşme tecrübesinin neleri içermesi gerektiğinden bahsederdim ve Batı medeniyetinin evrensel olduğunu, o ilmi almamız gerektiğini söylerdim”

Duran, bilginin kalabalıkların alkışına değil, hakkın ve hakikatin izine götürmesi gerektiğini söyledi. Hakikate karşı açılan her savaşa set olunmasını isterken, insan onurunun her şeyin önünde tutulması çağrısında bulundu.

Mezunların gönlünün Gazze, Afrika ve Arakan’daki mazlum coğrafyalara açık olması gerektiğini belirten Duran, büyük işlerin küçük ama kararlı emeklerle kurulduğunu vurguladı. Kültürel iktidarın dil, edebiyat, mimari, şehir, musiki, sinema, dijital dünya ve gündelik hayatta görünür olduğunu da söyledi.

Kültür, sanat ve dijital alanda kendi sesini kurma çağrısı

Duran, kültürde, sanatta, düşüncede, iletişimde ve dijital mecralarda kendi seslerini inşa etmeleri gerektiğini ifade etti. Konuşmasının sonunda İbn Haldun Üniversitesi’nde 75 farklı ülkeden 564 uluslararası öğrencinin bulunduğu hatırlatıldı.

“Bugün bu kürsüden konuşurken, ben İbn Haldun Üniversitesinin şu bilinçle pırıl pırıl gençler yetiştirdiğini görüyorum. Türkiye, kendi modernitesini üreten bir tecrübeye işaret ediyor. Dünyayı anlamlandırmada ve geleceğe hazırlanmada kendi yolunu çizen ve hatta ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diyerek bütün insanlığa hikayesini anlatan bir tecrübeden bahsediyoruz. Alternatif sunabilen, uluslararası sistemin yaşadığı sorunları görüp bunlara çareler üreten ve daha kısaca insanlığa söyleyecek sözü olan bir kurumdan bahsediyoruz.”

“Çünkü benim dünyamda Türkiye, manyak siyasi, ekonomik krizin içerisindeydi ve Soğuk Savaş’ın henüz yeni yeni bittiği bir dünyaydı. Batı dünyasının hakimiyetinden bahsediliyordu. Liberal dünyanın hakimiyetinden bahsediliyordu ve tarihe bir son biçiliyordu”

Burhanettin Duran:

“Son 25 yılda Türkiye’nin ortaya koyduğu tecrübeyle, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin kendi etrafında istikrar oluşturma, güvenlik sağlama ve dünyaya söz söyleme konusunda öyle bir noktaya geldik ki artık biz başka bir hikayenin peşindeyiz. İşte İbn Haldun’un sosyal bilimlerin kurucusu olarak bize 14. yüzyıldan gösterdiği o ufuk, bugün İbn Haldun Üniversitesi’nde ve buna banilik edenlerin nezdinde bir karşılık buldu. Bu karşılık sadece Türkiye’ye yönelik bir karşılık değil, tüm dünyaya seslenen bir karşılık. Bununla ne kadar övünsek azdır diye düşünüyorum.”

Burhanettin Duran:

“Ancak bu kutuplar hangileri? Aralarında nasıl bir ilişki var? Bunu bile belirlemekten uzağız. Bu dünyada bize doğruyu gösterebilecek bir çizgi lazım. Ben İbn Haldun Üniversitesi mezunlarının bu çizgiye talip olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde Türkiye olarak da dünyaya bu sesi vermek, daha adil bir dünyayı gerçekleştirmek için çabalamak gerekiyor”

Burhanettin Duran:

“Eğer Gazze’deki soykırımda en fazla sesi çıkaran Türkiye ise, eğer çatışmaları durdurup savaşların tarafı olmayan, aksine güvenliği ve işbirliğini öne çıkaran bir aktör olarak Türkiye varsa, bunların hiçbirisi tesadüf değil”

Burhanettin Duran:

“Bu emanetler, hakikate sadakat, insana merhamet, çalışmada sebat ve mesuliyet şuuru, estetik ve kültür bilinci ve geçmişe vefa ile geleceğe inanç”

Burhanettin Duran:

“Bilginizin, sizi kalabalıkların alkışına değil, hakkın ve hakikatin izine götürmesini temenni ediyorum. Yalanın hızlandığı, algının hakikatin önüne geçirildiği, hak ile batıl arasındaki çizginin bilinçli olarak bulanıklaştırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir çağda sizler, hakikate karşı açılan her savaşın önünde sağlam bir set olun. Kaleminizle, sözünüzle, duruşunuzla, ilminizle hakikatin şahitleri olun.”

Burhanettin Duran:

“Hangi makamda, hangi meslekte, hangi ülkede olursanız olun, insan onurunu her şeyin önünde tutun. Gönlünüz, Gazze’den Afrika’ya, Arakan’a kadar bütün mazlum coğrafyalara açık olsun. Nerede bir yetimin gözyaşı, nerede bir mazlumun ahı, nerede çiğnenen bir insan onuru varsa orada sizin vicdanınız da hazır bulunsun”

Burhanettin Duran:

“Büyük işler, büyük sözlerden çok, her gün yeniden gösterilen küçük ama kararlı emeklerle kurulur. Yalnızca çok çalışmakla yetinmeyin; çalışmanızı bir emanet bilinciyle, bir mesuliyet şuuru ile büyütün. İlmimizi adaletle, gücümüzü merhametle, başarımızı tevazuyla, makamımızı hizmet ahlakıyla birleştirelim”

Burhanettin Duran:

“Kültürel iktidar, dilde, edebiyatta, mimaride, şehirde, musikide, sinemada, dijital dünyada, gündelik hayatta ve insanın eşya ile kurduğu ilişkide görünür hale gelir”

Burhanettin Duran:

“Bu yüzden kültürde, sanatta, düşüncede, iletişimde ve dijital mecralarda kendi sesimizi, kendi üslubumuzu, kendi güzellik anlayışımızı inşa etmenizi temenni ederim”

“geçmişe vefa ve geleceğe inanç”

Burhanettin Duran:

“Ailenizin duasını, hocalarınızın emeğini, bu toprakların irfanını, milletimizin asırlık yürüyüşünü ve medeniyetimizin hikmet mirasını diri tutmaktır. Vefadan kastımız, geçmişten güç alarak geleceği inşa etmektir. Geleceğe inanç ise bütün zorluklara rağmen umudu diri tutmaktır. Sizler bu çağın karanlığına teslim olacak nesiller değilsiniz. Sizler kökleri derinde, ufka açık, sözü güçlü, kalbi diri bir nesil olarak yarının dünyasını kuracak gençlersiniz”

Kaynak: TEK HABER AJANSI (TEKHA)

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu